Gösterilen madde olmak için başrolü kaptırmamak önce fiziksel duruşla ilgili hale gelmiştir. Gördüğümüz kareler birbirinin arkasına eklenen dolgun yapıların ustalık işi halet-i ruhiyesinden memnun olma şeklidir. Açıkca şöyle anlatmak istersek bu yazının değinmek istediği ve içinde bulunduğumuz durum tam da ham ve ustalık işi denen iki aşamadır.

Bedenin gösterilen malzeme olarak servis edilmesi bir dışavurumculuk mudur yoksa kendini tekrar eden dışavurumculuğa karşı çıkan pop sanatı mıdır?

Dışavurumculuk, doğanın olduğu gibi temsili yerine duyguların ve iç dünyanın ön plana çıkarıldığı 20.yy sanat akımı olarak sözlükteki yerini almıştır. Müzik dünyasındaki bazı sanatçılar, “ahenksiz”(dissunant) yapılarla, şuuraltı ve içsel gerekliliği, öyle çokta gösterilmesi şık bulunmayan “acı çekme” duyguları ile ifade etmeye çalışmıştır.

Pop sanatı ise bu soyut dışavurumculuğu ezip geçmek isteyen tavırlara sahip genç sanatçıların 1960’larda akım haline getirdikleri sanat türüdür. Hazıryapım nesnelerin bağlamları nedeniyle sanat eseri olarak sunmak, imgelerin benzerlerinin aynı motivasyonla sunulması pop sanatında etkili olmuştur. İşte ham ve ustalık işi dediğim iki aşama bu iki sanat akımının temsilidir. Ham madde dışavurumculuğu, ustalık işi pop sanatını karşılar. Ham madde bedenin ve onun duygularını gerçeklikle disiplinini yansıtırken, pop sanatı farklılıkları benzer hale getirip seri üretime geçer, bedeni meta olarak ticari malzeme haline getirir. Tüccardır tabiri caizse.

İri, nefis, oldukça dişi kıvrımlar görselliğe hükmetmeye başladığından beri müziğin tınısı o kıvrımları daha iyi yansıtmak için kurgulanmaya başlandı. Radyolarda çalınan her şarkı dolgun ve iri popoların hipnotize etkisine marş olarak yazılıp, söylenir halde geldi.

Bu literatürde pigofiliya adını aldı.



Afro Amerikan veya Latin güzellik ögelerinin sırrı müthiş genlerinde saklı olduğunu söylememiz kimseyi rahatsız etmez. Lakin Iggy Azalea gibi beyaz rapçilerin dolgun hatları ana akıma kazandırma türünden rahatsız olduklarını düşünmemiz de yersiz olmaz. Jennifer Lopez ile yaptığı bu düetin klibinde sadece şarkının yarattığı bir birliktelik fazlaca saf bir düşünce olur.

MTV furyasının pornografiye yatkınlığını diğer yazılarımda işlemiştim. Bu furyanın neredeyse marka yüzü olan Miley Cyrus‘un VMA‘da dolgun olmayan hatlarına aldırmadan, oldukça cılız bir görünüme sahip olan kalçasını siyahi dansçılara sürterek, yaramaz bir oğlan çocuğu gibi “twerk” yapması stereotipleme hareketi olarak yorumlandı.

Stereotipleme çağımızın hastalığı olabilir. Siyahi dansçıların ya da Latinlerin dolgun hatlarının ana akıma kazandırılmasına karşılık gelen Stereotiplemedir. Varsayımlara, beklentilere ve deneyimlere dayalı olarak zihinsel yolla sınıflandırma olan stereotipleştirme, insanı birey olarak görmeyi engelleyen bu zihinsel anlamlandırma önyargıları ile katı fikirleri bünyesinde barındırır.

Dolgun kalçalar bir bakıma pop kültürünün içinde algısal-bilişsel süreçleri daha etkili kılmak için kullanılır.



Klipte çalkalanan popoları 205 ayrı karede görüyoruz. The Big Butt festivali adeta. Dalga geçilen cılız bedenler stereotiplemenin kurbanı oluyor. Bir diğer video klip önerim Nicki Minaj‘dan “Super Bass”.



Klipte Beyonce‘un şahlanıp sallanan kalçalarının ardından feminist bir yaklaşımla cinsel kimliğini savunmasına kimsenin bir itirazı olamaz. Ama ticari bir birlikteliğin dayanağı olan kocaman popolar, milyon dolarlık getiriye sahip bir anlaşma maddesi olarak görülüyor.



Bazılarının instagram kraliçesi olan Rihanna, bu klipte işi kendi elleriyle pornografiye ve yarışılmaz bir hırsa bırakıyor. Bu hırs sanatı sığlaştıran ne varsa içinde barındırıyor. ‘Man Down’ şarkısının klibindeki hikaye için hiç yaşanmadı açıklaması var bu klipte.



Şarkı, dolgun kıvrımlar partisinin seçim propagandası için bestelenmiş gibi. Şarkıdan bir alıntı”cause I got that boom boom that all the boys chase.”

“Erkeklerin sizinle sevişmek istediği düşüncesinden güç almayın.” Kay Montano

Dolgun kalçalar karikatürize edildiği ve işin içine stereotipleme karıştırılıp tüketilmeye hazır kalıp malzemesi gibi sunulmaya devam ederse Batı dünyasının saygınlığını kazanan ve iyi disiplinin göstergesi olarak başarıyı garantileyen fit/ince vücut yapısına duyduğu, anoreksiyayı öğütleyen fısıltılarının sesini kesmek zor.