M

ini serimize 2. bölüm ile devam ediyoruz. Sırada dinlemenizi önerdiğimiz diğer 5 grup var.

 

Palace

2014’de çıkardıkları “Veins” adlı single’dan beri müzik üreten Londra çıkışlı Palace, “Bitter” adlı parçaları ile tanınmaya başlandı. 2014’te “Lost In The Night” adlı debut EP’lerini, geçen sene ise “Chase The Light” adlı ikinci EP’lerini çıkaran Palace, alternative rock’u bir köşesinden tutup bir çok farklı tarzın yanına sürüklemeyi seviyor. Narin gitar soloları ve derin vokalin eksik olmadığı parçalarını, farklı türlerden aldıkları beatlerle süslemeyi seviyor. “Veins” adlı parçalarındaki hoş vals temposu yaratıcılıklarının en sağlam örneklerinden biri olarak gösterilebilir.

Klasik alternative rock çizgisinden ilerlemektense, tarzlarını minik fakat orjinal fikirlerle burmayı seven Palace, hiç bir zaman çok tanınmayacaktır, fakat özel olan gruplardan biri olacaktır.

Georgia

Londra çıkışlı Georgia Barnes, nam-ı diğer Georgia electro-pop kulvarında boy gösteren en yetenekli sanatçılardan biri bana kalırsa. Müzik eleştirmenleri tarafından M.I.A‘nın ilk dönemlerine benzetilen Georgia, 2015’te çıkardığı debut albümü “Georgia” ile underground pop, grime ve post punk’ı electronic bir altyapıyla harmanlayan nefis bir çalışma sundu bizlere. Kuvvetli vokalini deep beat’lerle filizlendirmeyi seven bu genç sanatçıyı dinlemek isteyenleri aşağıya alalım. Şiddetle tavsiye ediyorum.

Kid Wave

Londra çıkışlı Kid Wave‘in İsveç – İngiltere çalışması olduğunu belirtmek gerekiyor. Yolu İngiltere’de kesişen shoe-gaze sevdalısı 4 üniversitelinin kurduğu indie bir grup olan Kid Wave, 90’ların klasik shoe-gaze tınılarıyla oynayan pop elementlerini de çalışmalarına katan yeni bir oluşum aslında. 2014’den beri yayınladıkları single’lar müzik dünyası tarafından tanınmaya başlamalarına yardımcı oldu fakat 2015’in sonuna doğru çıkardıkları “Wonderlust” adlı albümleri çıtalarını çok yükseklere taşıdı. Albüm, müzik eleştirmenleri tarafından çok beğenildi ve özellikle Lea Emmerson‘un sesine övgüler yağdı. Daha çok erken olmasına rağmen, Kid Wave’in gelecek senelerde bu çizgide devam etmesi halinde, Britanya müziğinin yeni yüzü olması bekleniyor.

Kid Wave’den bir yudum almak isteyenleri aşağıya alalım.

Hannah Lou Clark

Çok farklı bir sanatçı var karşımızda. Farklı motivasyonlarla ortaya çıkan bir çok grup dinlemişizdir yıllar geçtikçe, fakat Londra çıkışlı Hannah Lou Clark bende özel bir yer edindi. Rahibe olan Clark, müziği bir çeşit iletişim aracı olarak görüyor ve bu inancını gayet modern indie tınılar ile pekiştiriyor. Dini toplantılardan çok etkilendiğini belirten sanatçı, müziğe başlamasının nedenini bu toplantıların üzerinde yarattığı etkiye bağlıyor. Kendisiyle sohbet edercesine, içe dönük, biraz da tüyler ürpertici bir çalışma olan “Silent Type” 2014’te çıktı fakat bu enteresan albümün dinlenmeden kayıp gitmesine göz yumamazdım.

Lusts

Geçtiğimiz aylarda Keşif Sahnesi’nde konuk ettiğimiz Lusts, bu sene dinlenmesi gereken İngiliz grupların başında geliyor benim için. 2015’in sonbaharında debut albümlerini yayınlayan Andy ve James Stone, shoe-gaze’in yeni yüzü olmak istediklerini iddaalı bir şekilde belirtti.

New wave, shoe-gaze bölgelerinde dolaşan albüm, Lusts’ı çok kısa bir süre içerisinde tanınır hale getirdi. Avrupa turnesine çıkan kardeşler, yeni albümleri “Illuminations” ile 2016’da büyük başarıların peşinden koşturacaktır. Bu sağlam albümden bir parça tatmak isteyenleri aşağıya davet ediyorum.