Kimdir?

Hepimizin detaylarını bildiği, Sulukule’nin yıkılıp, yerine rezidansların yapıldığı kentsel dönüşüm projesi sırasında 3 gencin birbiriyle tanışmasıyla Tahribad-ı İsyan grubu oluşmuş. Bunlar; Asil Koç (Slang), Veysi Özdemir (V.Z.) ve Zeytinburnu’nda da benzer bir projeye hazırlık yapılırken orada ikamet eden, benzer sıkıntılar yaşayan Burak Kaçar (Zen-G). Biz nasıl doğduğumuz ve büyüdüğümüz yerlere alışıyor ve seviyorsak, onlar da yaşadıkları yeri o kadar seviyordu. Bir gün sebepsiz yere evlerinin yıkılacağını duyunca, patlayan öfkelerini bir şekilde dile getirmek istediler. Bu da onlar için müzik oldu, rap oldu, Tahribad-ı İsyan oldu.

Wonderland

Daha önce Tahribad-ı İsyan grubunu duymamış ve görmemiş biri olarak sıradan bir Pazar gününde Bienal’i gezerken içine girdiğim küçük karanlık odada Halil Altındere tarafından yapılmış Wonderland adlı videoyu izlemek beni karışık duygular içinde bıraktı. Aslında çekimleri çok güzel olan video, nedense amatör bir görünüme sahipti. Amerika’da çok yüksek bütçelerle çekilen müzik kliplerine benzerliği, ama bu benzerliğin komikliğinin, olmamışlığının bilinçli bir şaka olduğunu düşünüyorum. Amerikan kliplerindeki gibi bir isyanın hikayesi aslında Wonderland, ama nedense insanı kışkırtmıyor, çocukların sanki aklı başka yerde de boş vakitlerinde bir isyan edelim demişler. Tahribad-ı İsyan üçlüsü video boyunca tıpkı Amerikan kliplerindeki gibi ya biyerlere koşturuyor ya da bir arabanın etrafında toplanıp rap yapıyor. Şarkının sözleri ne kadar sert ve küfürlü olsa da çocukların davranışı hep bir el hareketi ya da bir tekme eksik benim için. O son tekmeyi atacaktı. İkna edici olmamasını geçtim sanırım video ikna edici olmamak amaçlı çekilmiş, kafamızdaki bu karışıklığı sağlamak ve böylece bizi düşündürmek için.

Videonun ilk sahnesi olan bir tahta oturmuş ünlü rapçi Fuat Ergin’in başında taacı, yanında güneş gözlüklü, bıyıklı yardımcıları ile bir Kusturica sahnesini anımsatıyor. Video aynı ironi ile 8 dakika boyunca devam ediyor. Her saniyesinde acaba şimdi ne olacak diye bekliyor insan. Sonlara doğru oluşan eski Türk filmi havası da bu beklentimizi doyuruyor. 3 kere Bienal’de videoyu izledim ve henüz kimsenin girip bitirmeden çıktığını görmedim. Heyecanlanmış olmanız gerekiyor, videoyu anlatmayacağım, seyredin.

‘Evlerden çok hayallerim yıkılıyor’

Bienal’deki bu deneyimi yaşadıktan sonra grubu araştırmaya başladım. Radikal’de 2012’de Pınar Öğünç’ün  yazısından, Sultan Tunç adlı müzisyen ile tanışınca, ancak Tahribad-ı İsyanın’ın gerçek anlamıyla bir grup haline geldiğini, o zaman kayıt yapmaya başladıklarını ve Fuat Ergin’in çok büyük hayranları olduklarını, bu videoda beraber çalışacaklarını duyduklarında sevinçten uçtuklarını öğrendim. Tam grupla haşır neşir olmaya başlamıştım ki, yakın zamanda verdikleri bir konserde onları dinleme şansım oldu. Çoğunlukla Bienal kitlesinden oluşan seyirci de çok heyecanlıydı. Grubun tatlı gerginliği hoşumuza gitti, daha çok alkışladık, daha çok ses çıkarttık. O gece hepimiz bu üç genci tanıdık. Grubun başı, omurgası, kalbi olan Asil, freestyle rap yaparken hızı ve mükemmelliğiyle ağzımızı açık bıraktı. Burak Kaçar da grubun beyni, doğaçlama şarkındaki kelime oyunları ile bizi güldürdü. Veysi Özdemir ise grubun güleryüzü, elleri ve kolları. Bütün gece sahnede hoplayıp zıplayarak, ‘African-American’ hip-hop’çu sesi ile bizi dans ettirdi.

Hepimiz çok sevdik, sonra ben neden bu kadar sevdik diye düşündüm ve anladım ki onlar bize çok otantik geldi. Rap müziği, en çok bilinen örneği Amerika ile beraber dünyanın her yerinde bir ‘ghetto’ müziğidir. Kötü koşullarda yaşayan, daha fakir, hep ezilen insanların isyanlarından gelir rap. Müziği ve temposuyla ister istemez daha agresif bir müzik tarzıdır. Tahribad-ı İsyan da evlerinden atılmanın, mahalleleri ve sokaklarından olmalarının, arkadaşlarını kaybetmenin, kültürlerinin dağıtılmasından ve hayallerinin yıkılmasından şikayetçi. Aslında çok hırslı olan bu çocukların Bienal’deki pasifliği Altındere tarafından planlanmış bir şey sanırım. Amerikan fakir görünümlü ama aslında çok paralı rapçilere ve insanların romanlara olan önyargılarına, ırkçılıklarına tepki. Mutlaka seyredin, anlatmadığım sahneler var ki sizi çok şaşırtacak.