B

BC Sound of 2016 uzun listesini ayrıntılı incelediğimiz yazı dizimizin ikincisinden merhaba. İlk yazıda farketmiş olacağınız üzere uzun yıllarımı verdiğim BBC Sound of listeleri olağan bir yılımın tepe noktalarından biri. O nedenle özenle ve detayla incelemeye devam ediyoruz. Bu yazıda yer verdiklerimiz: Blossoms, Billie Marten, Frances, Izzy Bizu ve Mabel.

Blossoms

Blossoms:

Rock gruplarında sıkça rastlanan pop düşmanlığını yapmayan, bu tip marjinalliklere kapılarını kapayan bir grupla tanıştırayım sizleri, karşınızda Blossoms! İngiliz grup Blossoms beş kişiden oluşuyor, Tom Ogden, Charlie Salt, Josh Dewhurst, Joe Donovan ve Myles Kellock. Uzun listeye girmelerinin ardından BBC’ye verdikleri röportajda “Pop müziğin popüler olmasının bir nedeni var. Olabildiğince akılda kalıcı şarkılar yapma isteğimizden utanmıyoruz. Amacımız insanların kollarını birbirine dolayarak şarkı söyleyip dans edebilmeleri.” olarak çevirebileceğim bir cümle sarfeden beşlinin pop müziğe yakınsayan elementler bulunduran müzikleri bazen Beatles‘a bazense Arctic Monkeys‘e benziyor. ‘Stormy’ şarkılarında Beatles benzerliğini, ‘Blow’da ise Arctic Monkeys benzerliğini yakından gözlemek mümkün. Hem tarzlara bakışları hem de ilham kaynakları bakımından Blossoms akıllı bir gruba benziyor. Bu listeden birinci çıkacaklarını zannetmiyorum ama iyi yerlere geleceklerdir.

Şarkılar: Cut Me and I’ll Bleed, Blown Rose, Charlemagne

billie_marten

Billie Marten:

Billie Marten 16 yaşında ve bunu hiç belli etmiyor. Gerek şarkılarının sözleri, gerek sesi, gerekse görüntüsü sıradan bir 16 yaşındaki genç kızdan farklı. Şarkılarının kurduğu atmosfer tam bir ‘yağmurlu günde aç dinle’ atmosferi ama bu benim folkla ilgili genel yaklaşımım. “Bugün çok mutluyum koy bir Daughter da dinleyelim” dediğim olmadı henüz, o nedenle Billie Marten de benim için melankolik havaların, yağmurlu günlerin, battaniyenin yanında duruyor. Marten gerçekten çok etkileyici bir sese sahip, genel olarak şarkıları sesi ve gitarını öne çıkaran oldukça minimal şarkılar ve güzeller. İlk olarak aklımdan bir Birdie benzetmesi geçmişti, bu benzetme çok da haksız değil ama doğrusu belki de Daughter ile Birdie arasında bir yerde olduğunu söylemektir Marten‘in. 9 yaşında müzik yapmaya başlayan Billie Marten annesinin bir videosunu Youtube’a yüklemesi ile kısa zamanda popüler olmuş, kendisine gelen yetenek yarışması tekliflerini reddederek şarkılarını Youtube ve Soundcloud’da paylaşmaya devam etmiş. Bu sırada BBC Radio 1 ve 6 de şarkılarına yer vermiş. Marten geçtiğimiz sene Lucy Rose‘a turnesinde eşlik etmiş ve Reading Festivali‘nde BBC Introducing sahnesinde çalmış.

Şarkılar: Out of the Black, As Long As ve Heavy Weather

Frances

Frances:

Frances‘in ‘Let It Out’ şarkısını biliyorum ama nereden bildiğimi bilmiyorum. İşte size pop müzik. Senelerdir pop müzik içi boşaltılmış ve değersiz bir müzik türü haline getirildi ancak kolay popüler olan, akılda kalan bir müzik türü otomatikman değersiz değil, ve yeni jenerasyon pop müzik de bize bunu kanıtlıyor. Sam Smith‘in menajer ekibiyle anlaşma imzalayan Frances gerçekten de dişi bir Sam Smith olabilir. Ritual ile yaptığı ‘When It Comes to Us’ı duyduğum an Spotify listeme kaydettiğimi çok net hatırlıyorum, bu da kendisinden ilk duyuşta hoşlandığım anlamına gelebilir. Kolay dinlenen, güzel şarkıları var, akılda kalıcılar ve tüm şarkılarını tekrar tekrar dinlemek isteyeceğiniz, tahminen sözlerini ezberleyeceğiniz bir albüm yapacağını düşünüyorum Frances‘in. Kısa listeye girmesi muhtemel olabilir.

Şarkılar: When It Comes to Us, Let It Out ve Borrowed Time

Izzy-Bizu

Izzy Bizu:

Henüz tek bir EP yayınlamış olan Izzy Bizu‘nun oldukça kabarık ve etkileyici bir CV’si var. British and Irish Modern Music Institute’dan mezun olan Bizu, bir open mic yarışmasına girer ve Emeli Sande ve Naughty Boy gibi isimlerin de arasında bulunduğu bir izleyici kitlesini kendine hayran ederek kazanır. Bundan üç ay sonra ilk EP’si ‘Coolbeanz‘i yayınlayarak iTunes Soul ve R&B listesinde üç numara olur. Sam Smith, Rudimental ve Foxes‘a turnelerinde eşlik eder, Jamie Cullum tarafından seçilerek The Roundhouse’da ön grubu olarak sahne alır. Glastonbury‘de iki kez sahne aldığını ve Jools Holland‘ın programında yer aldığını da ekleyelim. İlk albümünü 27 Mayıs’ta çıkarmaya hazırlanan Bizu albüm yayınladığında neler olacak merakla bekliyorum açıkçası.

Şarkılar: Give Me Love, White Tiger ve Adam&Eve

 

Mabel:

Mabel‘ın ‘My Boy My Town’ şarkısını ilk duyduğumda vuruldum diyebilirim. Mabel neredeyse tamamı müzik yapan bir geniş aileden geliyor, annesi Neneh Cherry, babası Cameron McVey (ki kendisi Massive Attack, Portishead, Sugababes, All Saints gibi isimlerle çalışmıştı), ailede Eagle-Eye Cherry, Titiyo gibi popüler başka isimler de var. Mabel doğal olarak şanslı bir genetik mirasa konmuş oluyor, ama aynı zamanda başarılı isimlerle dolu bir aileden gelmenin baskısı da olabilir. Kendisi de tahminen bu baskının altında kalmamak için müziği tercih etmemeyi planlarken fikir değiştirmiş ve üniversitede müzik yapımcılığı ve teorisi eğitimi almış. Mabel‘in R&B etkileri taşıyan pop müziği benim kişisel olarak çok beğendiğim bir alt tür. Henüz iki şarkısı yayınlandığı için kendisine daha uzun methiyeler düzemiyorum ama bir kaç şarkı sonra bunu yapacağımdan emin olabilirsiniz.

Şarkılar: My Boy My Town ve Know Me Better