K

arşınızda beyazperdenden ilham almış, batta almakla kalmayıp kısa filmlere göz kırpmış 5 (beş) müzik klibi. Hepsi alt alta ve sıralı…

Gelin, önce zamanda bir yolculuk yapalım hep beraber.

Senelerden 1920. Buğulu, siyah beyaz bir ekran. Ses cızırtılı. Dönemin sanatçılarından Gus Visser ve ördeği yeryüzündeki ilk müzik klibini çekiyor. 

Müzik klibi dediğimiz fenomen, tarihte ilk olarak bir buçuk dakikaya sığdırılıyor.  Bir buçuk dakikacık. Düşünebiliyor musunuz? 1981‘lere kadar kış uykusuna yatan müzik klipleri, MTV‘nin yayın hayatına başlamasıyla ininden çıkıp hayatlarımıza bir daha hiç çıkmamak üzere giriyor. Giriş o giriş. Sonra bit pazarı neyse, bu pazar da aynı şekilde tezgahlara dökülüyor. İncik cincik ne varsa hepsi kapış kapış alıcı buluyor.

Müzik kliplerinin içinde bulunduğu dönemin sosyolojik dinamiklerini,  yeraltı zevklerini, kör noktasına düşen eksik gedik ne varsa hepsini presleyip hap halinde bize sunmak gibi bir huyu vardır. İşte bu yüzden kafamız 90‘lara esip gittiğinde kendimizi Red Hot Chilli Peppers, The Cranberries, No Doubt, Guns N Roses, U2, Aerosmith kliplerini izlerken buluruz. Bizi ensemizden tutup 60’lara, 70’lere, 80’lere öylece bırakıverirler.

Kimi müzik klibi yönetmenleri darda kaldığında ya da tercihen vantrologa başvurur; yani başka bir film karesinin onun klibini ağzını oynatmadan konuşturmasını ister.  Filmlerden pipetle hüplettikleri sahneleri motomot kliplerine uyarlamak yerine kendi vizyonlarından kesitler katarak yaparlar bunu. Bir filmin içine milyonlarca müzik klibi sığdırabilirsiniz belki, hele hele bahsettiğimiz “Schindler’s List” gibi ağır bir filmse vay halinize, diyeceğim şu ki bir filme bol kepçeden müzik klibi atabilirsiniz ama bir müzik klibinin içine sadece bir film sığdırabilirsiniz. Flashdance‘e ayıracak vaktim yok diyorsanız (demeyin öyle bir şey) elimizde bir adet Fade klibi bulunuyor; hem de 3 dakika 45 saniye. (Etkili zaman yönetimi) 

Karşınızda Kanye‘nin ve Teyena‘nın Flashdance‘i, Marilyn Monroe kılığındaki Madonna ve daha fazlası. 

Tupac feat. Dr. Dre, “California Love” (1996)

Mel Gibson‘ın tıfıl olduğu dönemlerde başrolünü oynadığı post- apokaliptik filmler arasında zamanının en Burning Man‘i sayılan Mad Max, Tupac’ın California Love klibinin ana teması haline gelmişti. Mad Max’in kutsal üçlemesinden Beyond Thunderdome’u yeniden uyarlayan yönetmen Hype Williams, West Coast çetesinin gazını almış gibi görünüyor.

Kanye West, “Fade” (2016)

Jennifer Beals’ın Flashdance’deki ateşli ve ikonik dansı aradan 35 sene geçmesine rağmen hala çok taze. O, enfes dansıyla her ne kadar klasikler kervanına katılmış olsa da, o dansın üstündeki tozu alan öyle biri çıktı ki karşımıza biz de ne yapacağımızı şaşırdık. Yetenek avcısı Kanye West‘in son ve hatrı sayılan keşiflerinden biri sayılan afet-i devran Teyana Taylor‘dan başkası değil. Tabiri caizse o ‘hayvansı’ ve seksapel dansıyla herkesi ağzı açık ayran delisine döndüren Teyana’nın Flashdance versiyonu da orijinalini aratmıyor doğrusu.

 

Michael Jackson, “Beat It” (1982)

Müzikal türündeki filmlerde çıtayı iyice yukarılara çeken kült filmlerden biri olan Batı Yakasının Hikayesi, New York‘lu Romeo ve Juliet olarak anılmasının yanı sıra Michael Jackson‘ın Beat It klibinin de tadı tuzu. Birbirine düşman iki sokak çetesi Köpekbalıkları ve Jetler‘in etnik ayrılıklar nedeniyle çekişmelerinin anlatıldığı Batı Yakasının Hikayesi’nin MJ versiyonunu da oldukça başarılı; üstelik orijinalinin aksine sonunda herkes dans ediyor!

 

 

Guns N’ Roses, “Welcome to the Jungle” (1987)

Distopya kavramını ilk ortaya atan kara komedilerden biri: A Clockwork Orange. Tartışmaya kapalıdır bu film. Hakkında kötü söz söylenemez. Ayıptır günahtır. Konuşanı duyarsanız ihbar edin.

‘The Ludovico Transformer Treatment’ diye rahatsız edici bir sahnesi vardır bu filmin: Anti – kahraman Alex DeLarge‘ın elleri kolları bağlı, gözleri iğnelerle tutturulmuş bir biçimde savaş ve Nazi soykırım görüntülerinin Beethoven‘ın 9. Senfonisi eşliğinde gösterildiği. Hatırladınız?

İşte Alex‘in hapishane günleri böyle geçedurur. Ülkenin başındaki siyasal partinin seçimi kazanmak adına kullandığı ‘Suçluları, Yeniden Topluma Kazandırma’ programı için seçilen Alex, devlet eliyle ıslah edilir.

Ve gelelim bugüne…

90‘lar ne kadar günümüz sayılırsa artık. Sıradaki anti – kahramanımızın adı Axl Rose. Kendisinin Guns N’ Roses adlı bir rock grubu var. ‘Welcome to the Jungle’ müzik videosuna kurnazca yerleştirilen şiddet sahneleri Axl Rose‘un da tıpkı Alex gibi karakterinin kötüye gittiğini gösterir. Hangisi daha anti dersiniz; Axl mi yoksa Alex mi?

Yazar: Zeynep Gür
kizinadizeynep.com