Eskiden aşk mektupları kanla yazılırdı. Artık Whatsapp’tan yazılıyor. Zaman böyle olunca, insanlar modernleşip, ruhsuzlaştıkça, müziğin de saf kalamadığını üzgün gözlerle izliyoruz.

Metronomy gibi gruplar, bu gibi zamanlarda değerlerini bize oldukça hissettiriyorlar. Çünkü tükenmekte olan bir nesiller. ‘Love Letters’ da, henüz yeni sayılabilecek bir albüm olmasına rağmen, kolaylıkla arşivlik albümler listemize girdi, sonuna kadar da hak ediyor bunu. Uzun zamandır yazmak istiyordum bu albümü, o yüzden girişi uzun tutamayacağım, çünkü sabırsızlanıyorum.

The Upsetter

“And everyone says I’m the upsetter, but I’m alone and I’m so in love…”

Fevkaladenin fevkinde bir şarkı derdim buna, eğer Pop Star Alaturka’yı sunsaydım ve Türkiye’deki ilk cinsiyet değiştirme ameliyatını olsaydım. Ama ben sadece nefis diyorum. Daha ilk şarkıdan, bu albümün sizin için bir tuzak olduğunu anlıyorsunuz. O kadar güzel, o kadar melodik ve hüzünlü ki… Ani inişleri ve çıkışları, vokalin incelttiği sesi, ve özellikle outro’su (çıkışı). İlk dinlediğimde en az 8 kere başa aldığıma yemin edebilirim. Buyrun bu güzelliğe:

I’m Aquarius

“Never tought about it sentimentally, never saw just how much you thought I meant to me…”

Şarkının ne kadar iyi olduğunu betimlemeyeceğim. Çok iyi. Açın dinleyin. Başka bir şeyden bahsedeceğim: Ben kova burcuyum, sevgilim ise boğa. Alelade bir kadın da değil kendisi önemi dünyalar kadar, şimdi napayım ben? Son aylarda başucu albümüm bu benim, nasıl görmezden geleceğim bu tesadüfü? Şarkıda burç uyumsuzluğundan ayrılan çiftin hikayesi anlatılıyor. Ne yapayım şimdi ben?

Love Letters

“From far across the sea, they fly from you to me, but still I got no sleep, oh my love; don’t be mad…”

Hafif bir saksafonla başlayan şarkı, 60’lar havasındaki kadın korosuyla bize merhaba diyor. Albüme ismini veriyor, hakkını da veriyor mu derseniz, kesinlikle. Güzel sözleri, akılda kalıcı melodisi, acelesi varmış gibi konuşan vokali ile, harika bir şarkı.

Boy Racers

“Dıt dıt dırım dım dım, dıtdırı dıtdırı dım dım…”

Enfes sözlerinden de anlayabileceğiniz gibi, bu şarkı enstrümental. Çok severim böyle güzel albümlerin arasına serpiştirilmiş enstrümentalleri. Bkz: Oscillate Wildly. Yalnız açınca şimdi yine dinledim, çalsın Marr’lar oynasın kızlar gerçekten de. Boy Racers’a dönecek olursak, oldukça güzel, 80’ler havasında, Mario oynarken arkada bu çalsaydı rahatsız olmazdık, o derece güzel.

Call Me

“We can get better, we can do anything, you could be mine…”

Sakin başlayan şarkımız, yine 80’ler havasında, uzaydan gelmeli seslerle coşuyor. Çok da güzel coşuyor. Sözler, İngilizce’nin kıvraklığı ile şekilleniyor, dinleyince farkedeceksiniz.

The Most Immaculate Haircut

“I see the girls falling for you, oh she must adore you…”

Sırayla gidiyorum şarkılara bakmaya, daha 2 adet şarkımız daha var, ama bununla bitirmeyi ne kadar çok isterdim yazıyı, çünkü favori şarkım bu. Neden diye soracak olursanız, şunu söylemek isterim: Hayatımda kendim hakkında gurur duyduğum bir şey varsa, o da saçlarımdır. Neredeyse her zaman, bulunduğum ortamda en kusursuz saç kesimi benim olmuştur, bunu inkar etmek aptallık olur, kabul etmek kibir değil. Şarkımıza geçecek olursak, sadece müthiş isminden dolayı sevmedim tabii ki, bu profesyonelliğe gölge düşürmek olurdu. Kusursuz bir melodiye sahip ve öyle iniş çıkışlar var ki şarkıda, kalp atışlarımı kontrol edemiyorum. Şarkının ortasında susuyor hatta, sonra o içten kaynayan nakaratımız giriyor yine oh hush now diyor; dünya susuyor, anlatamıyorum bile, bildiğim tek bir şey var: Bu şarkı eskimez, 20 yıl sonra da dinlenir. Mükemmel.

Reservoir

And I could never take good care of you, because we had so much to lose…”

Eski sevgiliyle yolda karşılaşıp, onunla geçen günleri anma temalı şarkımız. Başka yerlerde yaşansa da, yeni dostlar edinilse de, hatta yeni bir sevgili ya da eş bulunsa da, kalplerinde asla çok uzaklara gitmemişler. Kalpleri geçen yıllara, aradaki yollara, başka adamlara kadınlara rağmen, hala birlikte atıyor.

Bitirirken

60 ve 80’lerin sosuyla bürünmüş, oldukça modern bir albümle karşı karşıyayız. Saçma bir cümle oldu değil mi? Değil. Harika bir albüm, her bir şarkı ince ince işlenmiş. Seviyoruz Metronomy’i, böyle devam ederlerse efsane olurlar, şüphemiz yok.