İllüstrasyonlar: Nila Dedeoğlu 

T

ürkiye müzik tarihindeki birçok eski iş, sonrasında ne yaşanırsa yaşansın, kim kime ne kadar kızarsa kızsın değişmiyor ve değerleri hep aynı kalıyor. Ben onların içinden bir tanesini çoktan seçmiştim. 1991 yılının “Gülümse” albümüne, gençliğinin en güzel zamanını yaşayan, topraklarımızdaki pop külliyatının en değerlisine, Türkçe yapılmış en efsanevi albümlerden birine dönüyorum. Sezen Aksu’nun “Gülümse” albümü bugün 27 yaşında. Bir insanın olabileceği en güzel yaşlardan birinde ve bu albümle ilgili kötü konuşacak tek bir yaşayan canlı bile bulamazsınız. Bununla birlikte hikâyesi de çok gerçek. Bilindiği hatta bildiğim kadarını anlatmak için hazırım. Bir araya gelin! Bir şey anlatacağım:

Kendinden hikâyeli yemek masası

Bir kadın gelsin gözünüzün önüne. Üzerinde yemek kokusuyla masanın başında oturuyor. Masada yenilmiş, içilmiş çok belli. Bir restoran burası ve hikâyesi hiç bitmemiş, hiç bitmeyecek olan bir yer. Ece Aksoy’un mekânındayız, yemekleri yapan da kendisi.

Burada “yârin yanağından başka” her şey ortak. Masada oturanlar Sezen Aksu, Ece Aksoy, Onat Kutlar ve Ersin Salman. “Dokun bana, bana dokun n’olur, hasretinden öldüm.” diyor Ece Aksoy, Sezen de “Kopar zincirlerini yeniden gel!” diye tamamlıyor. İmece usulü bir şarkı yazılıyor o masada o gece. Hep beraber yükseliyorlar şarkıya. Sonuç olarak 1991 yılında “Gülümse” albümünde Onno Tunç’un müzikleriyle 6 dakika 28 saniyelikTutsak” şarkısı bir efsaneye dönüşüyor.

Beş farklı melodili açılış, binlerce hikâye

Gülümse albümü raflarda yerini aldığında tarih 16 Temmuz 1991’di ve sokaklarda camları sonuna kadar açık tüm arabalarda “Hadi Bakalım” çalıyordu. Beş farklı melodiden oluşan Hadi Bakalım, daha sonra siyaset için de kullanılacak, sadece Türkiye müziğini ve popu değil, siyaseti ve ülkeyi de etkileyecek bir güce kavuşacaktı. Fakat 16 Temmuz 1991’de albümü alan insanlar Türkiye’nin belki de ilk ve son büyük buluşmasını yaşayacaktı. Belki 2002 Dünya Kupası’nda benzer bir coşku yaşanmıştır. Ama yok, bu ülkenin bu kadar uzun süre aynı fikre sahip olması gibi bir durum ve her kesimden insanın bağırarak eşlik ettiği başka bir şey olmadı. Tekrar olacak gibi de durmuyor. O dönemlere ait “sararak dinlemek” tabiri vardır. Kaseti sararak şarkı atlanırdı. “Gülümse“, Türkiye’de sarılmadan dinlenen ilk albüm de olabilir.

Gülümse” albümünde her şey yeni. Sadece buldukları teknolojik cihazlarla oynayarak “Değer Mi?” şarkısının daha yeni bir halini eklemişler. Albümde çalışan kadro muhteşem! Şarkılarda emeği geçen isimleri şöyle sıralayacağım çünkü detaya girersem günlerce yazabilir, aynı anda da konuşabilirim.

Onno Tunç
Arto Tunçboyacıyan
Aysel Gürel
Sezen Aksu
Fuat Güner
Özkan Uğur
Sertap Erener
Seden Gürel
Levent Yüksel

GULUMSE

Deli aşkı, deli dostluğu

1984 yılında başlayan Onno Tunç, Sezen Aksu ve Aysel Gürel birlikteliği 1991 yılında türlü kıyametin, kavganın, ağlamaların, kahkahaların, arkadaşlığın, dostluğun ve en önemlisi de gerçek aşkın bir araya gelişiyle “Gülümse” albümünü doğurdu. Yıllarca süren birliktelikte yer alan üç isim de hem kendini hem de birbirini geliştirdi. Zaten dikkat ederseniz Sezen Aksu’nun vokallerindeki keskin değişimi fark etmek çok kolay. Onno Tunç bu yeni Sezen’i duyduğu zaman “İşte kendi sesini buldun.” demiş. Sezen Aksu da kendini dinlerken ağlamış. Kahkahalarla anlatıyor; “İnsan kendi sesine ağlar mı ya?”

İkiliyi tanıştıran Nükhet Duru; “Gözlerinden lehim gibi ışık fışkırdı ve ben onların birbirine âşık olacağını anladım.” diyor ilk tanışma anını anlatırken. İçimde bir parçam sürekli bütün bu duygu yüklü, yetenekli ve deli insanların bir arada olduğu evleri, ortamları, salonları, restoranları görmek istiyor. Bu hikâyelere daha yakından dokunmak istiyorum. Aysel Gürel’in deliliği her şarkıda hissedilirken, Onno Tunç’un müzikal zekâsı damarlarınızda geziniyor. Sürekli başa sarmalık, onlarca kez arka arkaya dinlenmelik on şarkının tamamında gerçek hikâyeler yüze çarpıyor. Profesyonel yaklaşmak ayıp bu albüme, teknik detaylara o yüzden girmiyor, bu kadar sevdiğim şarkıların hikâyelerine odaklanıyorum.

GULLERIM

Aysel Gürel için “Deliliği seçti, rahat etti.” diyor Sezen Aksu.  Aysel Gürel’in deliliğini kıyafetlerinde, saçlarında, danslarında görebileceğiniz gibi “Gülümse “albümünde de rahatlıkla fark edebilirsiniz. Sezen Aksu’nun “Güllerim Soldu” şarkısını Aysel Gürel’e yazdığı bilinir. Ama Sezen Aksu hikayesini bir kez anlattı. Aysel Gürel kızları Mehtap ve Müjde Ar’ı kostüm sandıklarına koyup turnelerine götürür, jandarma kontrollerinde de cüce olduklarını söylermiş. Kızlar cüce diye yedirilemeyecek yaşa geldikleri zaman onları otobüse el sallarken ardında bırakmış. Bu anı Sezen Aksu’ya anlatırken “Ah, güllerimi kaldırımda bıraktım.” demiş. Hayata mizah penceresinden bakan insanların olgun olduklarına inanan bu kadınlar, ne kadar nefes varsa yaşayacağız diyor. Ne kadarsa artık.

Aysel Gürel için Sezen Aksu’nun en büyük ilhamı denilebilecek bir kanıtım var. Aysel Gürel’in bir canlı yayında “Aşk cinayetle son bulmazsa, kimse Shakespeare’in mezarına gitmez.” demişliği var. Sezen Aksu’nun da “Beni yak, kendini yak, her şeyi yak. Aşk için ölmeli aşk o zaman aşk.” diyerek kimsenin unutamayacağı şarkı sözleri. Bu noktaları birleştirdiğiniz zaman sürekli deli deli konuşan dahi bir şair, karşısında da dinlediklerini kendi yoluyla yazmak konusunda hevesli genç hali duruyor.

Bir de Kemal Burkay’ın Gülümse şiirini şarkı yapması için de Ece Aksoy ısrar etmiş. “Nolur şunu şarkı yapın!” diye diye sonunda başarmış. Üstelik sadece şarkıya değil, Türkiye’nin gelmiş geçmiş en güzel albümüne de adını seçmiş.

ONNO TUNC

“O gidince, müziğin yarısı gitti.”

Onno Tunç, 1996 yılında bir uçak kazasında öldüğü zaman Garo Mafyan“Müziğin yarısı gitti.” dedim diyor. Ajda Pekkan da “Onno yoksa hayat yok demekti bizim için.” diye tamamlıyor. Hakkında söylenen her şey müziğin artık gelişmesini durdurduğuna işaret ediyor. Zaten bunun için böyle sözler duymaya gerek yok. 1996 sonrası Türkçe pop müzik ilerleme döneminden birden bire gerilemeye doğru gitti. Bugün hala bir şeyler eksik. Hatta daha da geriye gidemez. “Gülümse” albümünü bu kadar etkileyici yapan en önemli isim Onno Tunç olduğu gibi, Sezen Aksu’nun da hayatının aşkıydı. “Git, geri dön, gelme, gel… Ben bütün bu trafik polisi şarkılarını Onno için yazdım.” açıklaması da bu albümü alıp, pamuklara sarıp, çoluğa çocuğa okutmak, dinletmek için yeterli.

“Hadi Bakalım” şarkısında soruyorlar hep birlikte: “En büyük kim?”
Mizahla, aşkla, tutkuyla yaşayanlar, her duyguya korkmadan dibine kadar sarılanlar en büyük.