Zaman ilerledikçe cinsiyetimizin getirdiği doğanın bahşettiği özelliklerimizi dünya üzerinde salınarak etkisini diğer canlılarla kurduğumuz iletişimde denememiz gerekirken, cinsiyetçi ayrımcılıkların, kimlik yüklemelerinin içinde boğuluyoruz. Ne ruh memnun haliyle ne de beden.

Androjen: Her iki cinste de bulunan ve çoğunluğu böbrek üstü bezinin kabuk kısmınca salgılanan maddeye denir. Bu androjenin belkide en sığ yorumu -sözlük yorumu-. Androjen hakkında bazı yorumlar ise karşı cinsin olumlu özelliklerinin kendinde seyretmesi şeklindedir. Özde androjen kimlik tanımı yine cinsiyete yüklenen görevler ve davranış biçimleri hakkında bize çok net bilgiler verir. Bu bilgileri bize verirken anarşist bir tavır takınabilir. En iyi zıttında görürüz her şeyi gibi düşünülebilir.

Androjen duruş bireye kendiliğinden bir zenginlik kazandırıyor. Kadına veyahut erkeğe özgü olduğu söylenen davranışları, yüklenen kimliğin sınırları yerle bir ediyor. Keyifli bir yolculuk ve öğretici bir süreç kucaklıyor androjen duruş sergileyeni.

Moda camiasında androjen kimlik seri üretimde yerini çoktan aldı. Feminen erkek, maskülen kadın koleksiyonları tüketiciden tam destek alanlardan.

Mahalle kuaförünün saç kesim katoloğunda bile maskülen saç kesim modeli varken ruhun etkisinin her izini içinde barındıran müzikte androjen duruşun yer alması şaşırtıcı değil.

Öyle ki soyad, dinsel kimlik, ırksal kimlik gibi bizi dışarıda birbirimizden ayıran ne varsa hatta devlet dairelerinde sorun olarak karşımıza çıkan ne varsa müzikte önemini yitiriyor. Müzik her farklılığı bünyesinde öyle güzel karamelize ediyor ki tadı damağımızda kalıyor.

 

Stromae – “Tous Les Memes”:

Başlangıç videomuz androjen kimliği tam yansıtmasa da yazıya iyi bir giriş sağlayacak.

Işık oyunlarıyla, hayatımızı hatta bakış açılarının cinsiyetimize bağlı olarak değiştiğini anlatıyor gibi. Dans ederken cinsiyet değiştiren karakterimiz iki cinsin duygularını ekran ötesine geçirebiliyor,ışık oyunları,cinsiyetimizin hayatımızın rengini nasıl etkilediğine dair ipuçları taşıyor.

“Rendez-vous, rendez-vous, rendez-vous sûrement aux prochaines règles” (Şarkıdan)

Ruby Rose – “Break Free”:

Avusturalyalı model ve DJ Ruby Rose, videoda yüklenen kimlikten ve onun zorunda kıldığı görünümden kurtulmanın bireyi nasıl özgürleştirdiğini ve var oluşunun değerini arttırdığını gözlerinde gördüğümüz ışıktan tekrar anlıyoruz. Ruby, androjen kimliği olan bir manken, bu video günlük hayatında hangi aşamalardan geçtiğinin özeti diyebiliriz.

 

Patrick Wolf – “Hard Times”:

Ukulele (Hawaii’ye özgü bir tür küçük gitar), keman ve piyano çalan Patrick Wolf’un müziği farklı ezgileri bünyesinde barındırıyor. Krepeli saçları, siyah ojeleri, şimdiyse slow motion hareketleri ile androjen bir görünüm çiziyor. Müziğindeki ezgilerin zenginliği ruhunun yansıması…

 

Death In Vegas – “Hands Around My Throat”:

Toplumun çizdiği kadın profilinden epeyce uzak olan karakterimiz,yine toplumun alışagelmiş “fahişe” tanımını ve kimin fahişelerin müşterisi olması gerektiği kalıbını yıkıyor. Erkek fahişelerin kadın müşterinin beğenisine sunulması bir bakıma androjen kimlikle alakalı. Kadın birey kendine çizilmiş olan cinsiyet sınırlarını yerle bir ediyor.

 

The Cure – “Love Song”:

Modern koro anlayışı ile kulakların pasını silen 56 yaşındaki The Cure’un solisti ve şarkı yazarı Robert Smith devasa krepesi ile androjen kimliğin melankoliye dönük halini yansıtıyor. Yıllar boyu karakteri ile yol gösterici olduğu notlarım arasındaki yerini aldı.

 

Zakkum – “Ahtapotlar”:

Aslında bu yazı düzeninde Zakkum’un ‘Ah Çikolata’ adlı eserini incelemek vardı ama video bu geçtiğimiz hafta içinde kaldırılmış. İzlediyseniz yani Zakkum’u ‘Anason’dan, ‘Gökyüzünden’den de evvel biliyorsanız ‘Ah Çikolata’ öyle kolay kolay çıkmaz aklınızdan. ‘Ah Çikolata’, ‘Zehir-i Zakkum’ albümünde yer alan bir şarkıydı. O albüm vokalin iç gıdıklayıcı şımarık hallerini,sesin çatlak tınısını,arabeskin en homojen ve erotik halini bize yansıtan albümdü. ‘Ahtapotlar’ şarkısı da keza öyledir.

 

Grace Jones – “Corporate Cannibal”:

 

“You cant trace my footsteps, as i walk the other way” (Şarkıdan)

David Bowie – “Ziggy Stardust”:

70’lerin sonunda sahne karakterini kendi elleriyle öldürmesi Glam Rock’un seri üretime geçen pop klişelerinden olmasını engellemek için işlediği cinayet hatta ettiği intihar olabilir. Glam Metal hadisesi narin ellerden yüzlere atılan sert bir tokattır. Anarşizmi içinde barındırır. 80’lerin Amerikası işin kulağına su kaçırıpçılgınlar gibi partilere alet etse de, Glam Metal nesillerin esinlendiği bir akımdır. Rujlu adamlar sert müzik yapıyordu ve hiç kimseye benzemiyorlardı. Her konser bir ayindi,kayıtsız kalmak imkansızdı.

 

T.Rex&Marc Bolan – “Get It On”:

Nesilleri peşinden sürükleyen Glam efsanesi demiştik. Bowie taklitçiliği gibi görülen çalışmalara imza atan T.Rex.

Listeye alternatif isim: Roxy Music

 

Duran Duran – “Girls On Film”:

Provokatör bir duruştan bahsediyoruz. 1981 yılında editlenmek zorunda kalmıştır. Duran Duran, 20.Yüzyılın en itici gücü provokasyonu kullanmış. Kullanırken dayak yeme dayak atma eylemlerinin bile cinsiyete göre belirlendiği algısını çiğneyip bir kenara atmış. Androjen davranış tanımına örnek teşkil eden güzel bir video klip.

 

Dead Or Alive – “That’s The Way(I Like It)”:

Dead Or Alive grubu ile arz-ı endam eden Pete Burns şuan 55 yaşında ve belli ki androjen görünümü müziğini de yaşamını da şekillendiriyor, bu androjen görünüm onun için sadece şov malzemesi değil. Alternatif video için: Dead Or Alive – “You Spin Me Round”. Video baştan sona androjen.

 

Michael Sembello – “Maniac”:

 

Placebo – “Twenty Years”:

 

La Roux – “Bulletproof”:

 

Zeki Müren – “Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar”:

Zeki Müren şarkıda nasıl bir yalnızlıktan bahsediyorsa öyle bir hayat yaşadı. Türkiye’de işler hep zor ilerler. Homofobik olan topluma hele ki androjen görünümünü, 30 santimlik etek boyuyla, ışıltılı ceketleriyle kabul ettirmek için Glam Metal efsanesinin bünyesinde barındırdığı deli cesareti gerekir. Zeki Müren, bizim için Glam Metal efsanesidir diyemeyiz. Çünkü o anarşist bir tavrın aksine kibarlığı ve nezaketiyle işledi içimize. Süregelen anlayışın dışına çıkarken büyülü bir hisle gelmiş geçmiş yaşamlarda yaşadı.

Onun attığı her adım boğazımdaki düğümü büyütüyor. Zeki Müren’in yazı içerisindeki yeri büyük, ayrı bir yazı konusu hatta.

Şu ana kadar yazıda işlenilen grup ve sanatçıların müziklerinde avant-garde akımıyla ilerledikleri, hatta görünümlerine bunu yansıttıkları dikkatimizden kaçmamalı. Homojen yapının,bizi birbirimizden ayıran ufak ya da büyük farkların zenginliğinden korkmamız,o zenginlikleri tüketmemiz gerekiyor.