M

üzik falı serimize Britanya & İrlanda‘dan sonra Almanya ve Fransa ile devam ediyorum. Ada’nın indie alternative tarzına yatkınlığından dolayı o kulvarlara yoğunlaşmıştım, bu yazıda ise son dönemde yükselen Alman House kulvarına ve Fransız electro/pop kulvarlarına ağırlık vereceğim.

Alec Troniq:

Almanlar özellikle Berlin sahnesi ile son dönemlerde house kulvarında liderliğe uzanmaya başladı. Tüm dünyadan turist toplayan Berlin klüplerinin ekmek teknesi olan Alman sanatçılardan biri olan Alec Troniq, bu sene dinlememiz gereken sanatçılardan bir tanesi. Dresden çıkışlı Alec Troniq, 2010’dan beri aktif olmasına rağmen geçen sene çıkardığı Mind Doodles parçası ile müzik dünyasında dikkatleri çekmeye başladı.

Broque Label ile anlaşmalı Alec Troniq, yeni nesil olarak “Chill vibez” diye tanımladığımız bir vokale sahip. Deep’e kaçmaktansa yumuşak ve akustik beatleri electronic bir altyapıyla harmanlayan Alec Troniq, dinleyeni dansa resmen davet ediyor. Bu tabii ki, daha “deep” çalışmaları olmadığı anlamına gelmez, fakat temeli daha hafif müziklerle inşaa edilmiş.

Alec Troniq’i Mind Doodles ve Pimpernuckel parçaları ile tanımayı öneririm.

https://www.youtube.com/watch?v=kmKwb0XT7ag

Kid Wise:

Fransız müziği yıllarca klasik tınıları ile bağdaştırılmıştı, fakat yeni nesil Fransızlar bu yanılsamayı electronic tabanlı pop üretkenlikleri ile yıkmaya kararlı görünüyor. Özellikle Woodkid ile yeni bir devrin başladığını gösteren Fransa, bu akımı Kid Wise ile devam ettirme düşüncesinde.

İlk kez geçen sene çıkardığı “l’innocence” adlı debut albümüyle piyasaya adım atan Kid Wise’ın Woodkid’e benzemediğini belirtmek yanlış olur fakat onları ayıran noktası Kid Wise‘ın daha upbeat bir çerçevede çalışıyor olması. Electronic tabanlı “l’innocence”, yoğun ve gırtlaklı bir vokalin süslemesi ile son dönemlerde dinlediğim en iyi debut albümlerden biri. Kendilerini progressive pop olarak tanımlayan Toulouse çıkışlı Kid Wise, gelecek yıllarda Fransa müziğinin en önemli temsilcisi olabilir.

Jain:

Zanaka adlı debut albümüyle bizleri şoke eden Jain, “Come” adlı parçasıyla kariyerine çok hızlı başladı. Klasik akdeniz enstrümanlarıyla Indie kültürünü harmanlayan Jain, bu güzel oluşumunu Fransız estetiği ve Afrika tınıları ile tamamlamış. Zanaka, içimizdeki o kıpırdak, dans etmek isteyen çocuğu uyandıran bir albüm.

Her tarzdan bir tutam bulunduran Jain, orjinalliği ile dikkatleri hemen çekmeyi başardı. Daha geçen Kasım ayında piyasaya adım atmasına rağmen, Spotify‘da 4 milyon dinlemeyi aşan Jain, dinleyenlerin tüketemeyeceği bir sanatçı. Dünyanın herhangi bir köşesine sürükleseniz, sırıtmayacak bir sanatçı olan Jain, 2016’da Fransa‘nın müzik dünyasında kazandırdığı en önemli isim olabilir.

WE ARE MATCH:

Fransa çıkışlı bu indie/alternative grup, dikkatleri vokali ile çekiyor. Tabii bu parçalarının sağlam bir altyapıya sahip olduğu anlamına gelmez, fakat vokalin eşine az rastlanır. 2012‘den beri aktif olan WE ARE MATCH, geçen sene çıkardığı albüm ile Foals ve Metronomy gibilerinden az olmadığını kanıtladı. Alternative pop kulvarından ilerleyen son albümleri “Shores” u duymamış olmamızın tek nedeni, piyasanın daha farkında olmamasıdır. Bas rifflerine öncelik veren bu grup, günlük Indie dozumuzu almamıza neden olabilir. Tarzını bir nebze Metronomy‘e benzettiğim WE ARE MATCH, özellikle The Shark ve Violet adlı parçaları ile favorilerime girdi. Bu yetenekli grubu 2016’da daha fazla duyacağız gibi geliyor bana.