yazı

bi üniteyi en kökünden yeşertelim şimdi de. yaşam düşünelim, dışarıdan bakınca anlaması pek bir uzak sayılan. doğaya bakalım kafada bir sürü çarpık görüntü derlemesi haliyle. daha özelinde, ağaç düşünelim mesela insanları bir araya getirme özelliğiyle. bir kick düşünelim, hiç mi bitmez arkadaş, sürekli dım dum dım dum. zorlu sample’lar var böyle, heeep bi şey anlatmaya çalışıyor da dağa taşa işte. böyle dar pencereden bakınca hal bu vesselam.

evet bahsettiğim şeyin adı bi festival kamplı, çadır kurmalı, 5 gün kesintisiz oynamalı.adı da tree of life. 2 senedir İzmir Karagöl de yapılıyor bu festival. 2 bine yakın bi katılımla. goacı, doğacı ve samimi bir ortam. böyle biraz da pasaklı, Çapulcu falan. yüzde 80 inin katılımı dışardan. bi sürü ülkeye mensup özel kafa yapıcılara rastlıyor tabi insan. ”bu bizde böyle içilir” diye sanardım ki bi Türkler böbürlenir. yook bu satış ve arayış var ya ne hale getiriyor insanı..yaşayacağın bütünden ister istemez koparıyor.

her zaman da öyle değil mi zaten illa ki? aslında..

yazı1

Daha ziyade içeriğinden bahsedelim biraz ; Karagöl e nasıl gidilir? öncelikle bunu bi konuşalım. Karşıyaka, Örnekköy tabelası ile yeni girne yoluna sapılır, çevre yolu geçilerek tenis kortlarının yanından Yamanlar dağına doğru 23 km boyunca devam edilir. bu saykodelikdeşik işlere açık doğamız için derler ki fotoğraf, mangal, balık hobilerine de açıktır. Konaklama için pansiyonumsu biraz otel diyeceğim ama o da değil. odalar obalar var işte. O 23 km de bitmez yani. dağ çıkıyorsun bir tarafın uçurum. yürürüm falan diyordum da istanbul – izmir arası otobüste 3 sıra arkamdan güldüler. yok yürünmezmiş. arabanız belli bir seviyede değilse o da zor hani.neyse.isterseniz ulaşırsınız zaten.

13-18 Haziran arası Türkiye de yapılan ve gelecek sene de yine aynı yerde olması kuvvetle muhtemel olan bu festival ayrı bi şey dostum. biletleri çıkıyor senenin ilk çeyreğinde. sanarsın ki bir o 2 binin haberi var. bir de dalayında, dolayında, gıyabında hak getirenler, isteyip özenenlerin.

yazı2

Organizasyon için şu eksik bu eksik demeyelim. işin içinde doğa var. genel bir görgüyle kabullenelim. ama dertli dertli değil. seve seve..o doğayı yaşamayı isteyenlerin yeri orası. anlatmak için yaşamak değil kafadaki. uçarı bir anlam atfediyor insan tabi dışarıdan. ama görülesi. içerideki insan profilleri ya da gelecek seneye kurulacak bağlantılar için değil sadece. o da zincirin bir halkası ama öyle değil. öncelikle tavsiyem Karagöl’e bir gidin. kendi kulaklıklarınızla, en az 4 gb lık bir ipod ile mesela. keşfe açık mis gibi bir doğa var. telefonun çektiği tek bir alan var diyebilirim. o da manzaralı falan. geceleri herkes çadırlarına çekildiğinde diye bir şey de yok. bir sirkülasyon var. 2 şer saat uyuyup, kendi adına eğlenme nöbetini devralan. 2 sahne kuruyorlar.

*lake stage

*main stage .

Lake Stage, Chillout ve progressive örnekleriyle karşımızda genelde. dub ayarları ışıl ışıl. kompleks yok ya duruşu anlatırken. chillout sahneyi sırtına alırsan cool bi göl manzarası göz hizasının 42 cm altında. sabah 5 gibi yogacılar çıkıyor  ortaya. mad’lerini serip bir sürü goasal flexible hareketler falan. o en anlamadığım şey oldu haliyle. standlar, meşrubat ve yemek için. lokal kazanımlar için el işi örgüler. bu kızılayda karanfildekiler, ya da aznavur pasajındakiler gibi. semaverimize kadar götürdük ki. sıcak sudan sebeplerle tanış tayfa sahibi olduk. daha çok dinlenceli zaman bu alanda geçiyor. genel çadırlar girişe ve bu stage e yakın.

yazı3

Main Stage, oraya 1 i stereo 1 i mono olmak üzere 3 çıkış var. stereo olan lake stage uzantısı gibi başlıyor geriye kalan çadır alanına selam verip en sub basslara itiveriyor. diğer yol biraz engebeli. aslında o gittiğimiz yol yol değildi. gide gele patikalı falan. bi çıkış. ordan gerilim temalı ama müzik seçimi biraz hoppa cuppa bir klip bile çektim. insanlar genelde bu alanda oluyor. aşağıda dinlenip hooop kopmaya buraya geliyorlar. hemen hepsi arkadaş. huylu, temkinli insanlar jandarma gözetiminde ne yaparsan yap zarar gelmeyecek garantisi olsa da. ilk gün 13 ünde akşam 8 e doğru müzik başladı ve hemen hiç bir an müzik bitmedi. geceleri uyurken güçlü bass’lar duymak artık rüya seçenekleri gibi oluverdi.

Uyanığına da safına da rastlıyorsunuz tabi. genel olarak herkes kendisi için orada ama içten olmanız gerekli oradaki insanlar bunu temel almışlar. gördüğüm bu yani.

Yüksek güvenlik önlemleri, kendini bilmeye pek çalışmayan katılımcılar, ortak sound alaşımlı dj’ler ile soğuk duşu ve temiz olmayan tuvaletleri kabullenen herkese açık bu etkinlik. çektiğim videolar ve ana sahneden talpa ile baş başa bırakayım sizi.

sevgiler.

Talpa – Till We Meet Again

Fotoğraflar

971497_668449879835235_1553248409_n

993061_668448153168741_1714006755_n

1012181_668474549832768_1102968978_n

1012310_668481749832048_857259207_n

1013383_668468689833354_626070895_n

1016179_668470489833174_1200307004_n

1044553_668444106502479_1230081702_n

Photos Taken By Alessandro Ragazzon.