Albüm puanı: 5/10

En kral şarkılar:

1-) Alien Days

2-) Cool Song No:2

3-) Mystery Disease

Dillere pelesenk olmuş albümler vardır ki grupların simgesi olacak kadar özdeşleşmiştir onlarla. Tarzını, duruşunu belli eder bu albümler, adeta bir ekol niteliğindedir. ‘Oracular Spectacular‘ da tam az önce tarif ettiğim ettiğim ‘ekol album’ katagorisine çok rahatlıkla girebilecek nitelikte.

Peki ‘Oracular Spectacular’da ne vardı da böylesine sevdik, benimsedik? Uzun bir liste çıkarmak tabii ki de mümkün ama can alıcı nokta, bonservisi yüksek değerde şarkılarıyla bir hite odaklanmak yerine geneliyle MGMT’nin albümü ön plana çıkarmış olmasıydı. Hangi şarkıyı ele alırsak anında dilimize dolamış ve hemen sevmiştik. Onun dışında Andrew VanWyngarden ve Benjamin Goldwasser‘in hipsterlerin babası olmalarına aday tarzları ve duruşlarıyla albümde kendini göstermeleriydi. Hatta bu ikili öyle çok sevilmişti ki tasarımcılar moda ikonu olmalarına ön ayak oldular ve çoğu dergiye kapak olmalarını sağladılar.

Aradan 3 yıl geçti Oracular Spectacular’ın etkisi halen devam ederken 2. albüm ‘Congratulations‘ geldi. Geldi de önce bir soğuk duş etkisi yaptı ardından ısıtarak kendimize getirdi. İlk olarak ‘’bu ne kötü artwork böyle yarabbim!!’’ dedirtti. Fakat hediye paketini açınca artwork gibi kötü bir albüm değil aksine tadından yenilmeyecek güzellikte bir albümle karşımıza çıktı MGMT. İlk albümdeki elektronik tınıların yerini gösterişli baslar ve synth’lere bırakmıştı. MGMT ikiliden ziyade bir müzik grubu olduğunu kanıtlama niyetindeydi. İlk albümün ticari başarısı hatırı sayılır cinstendi fakat ‘Congratulations’ daha kaliteli bir album olmasına ragmen ilk album kadar iyi bir ticariye başarıya sahip olamadı.

Grup, her seferinde daha farklı işler yapmak istediğini söylese de ‘Congratulations’dan çok da farklı bir tarzla karşımıza çıkmadı. Çıkmadı ama eski günlerdeki enerjikliği yerini daha dingin ve daha buhranlı bir ruh haline bırakmış. Bu durum da bizim servis tabağında sindirilmesi zor bir albümle bizi karşı karşıya kalmamıza neden oldu. Önceki albümlerle kıyaslayacak olursak MGMT’nin elektronik ve dans ağırlıklı ritimlerinden git gide uzaklaştığını synthpop ve psychedelic rock’a doğru bir yönelme içinde olduğunu görüyoruz. Bu da haliyle dinleyicide büyük bir kafa karışıklığına sebep oluyor. İlk albümlerinden bu yana gelişen anti-pop takıntılarına rağmen bu albümlerinde pop’tan esintiler bulmak haliyle bizi şaşırtıyor.

Biraz daha albümün içine girdiğimizde karşımıza albümün ilk single’ı ‘Alien Days‘ çıkıyor. Synth’leri alttan alta hissediren albümün bel kemiği olmayı göğüsleyen şarkılardan biri demek mümkün. Bana göre de albümün en iyi ve belli bir tarzda ilerleyen, sonu başı belli olan şarkılarından. Tarz olarak ise MGMT’nin birazcık Tame Impala’ya yaklaştığını görüyoruz desem çok fesat olmuş olmam değil mi? Ardından gelen ‘Cool Song No:2‘ bangır bangır baslarıyla geliyor ve bunu en büyük kozu olarak kullanıyor. ‘Mystery Disease‘de grubun farklı bir deneysel tarz yakaladığını görüyoruz bu da damakta hoş bir tat bıraktırıyor. Albümün 5. şarkısı ‘Your Life is A Lie‘da deneysel enstürmanların kullanıldığı bir parça olmuş psychedelic rock’a yoğunlaşmanın en kendini belli etiği parça desek yanlış olmaz.

Buraya kadar iyi hoş sırada albümü neden sevemedik köşesi var. Evet ikili ruhsal bir bunalımda, bunu şarkılarda ve geçişlerde görmek mümkün. Kafa karışıklığı, tarz arayışı, üst üste geçen enstürmanlar albümü anlaşılması zor bir duruma sokuyor. İlk albümlerinde pop’a diss atan MGMT git gide pop’a yaklaşmasının yanında nasıl başladığı ve nasıl bittiği anlaşılmayan şarkıları da yer yer ‘YETER ULAN!!’ dedirttiriyor. Yine şunu söylemek istiyorum MGMT bu sahip olduğu kafa karışıklığı ile bile önünde saygı ile eğilmemizi sağlıyor ve bir çok gruptan daha iyi olduğunu kanıtlıyor. Önümüz de koca biR ama var pop’dan olabildiğince uzaklaşalım diss atalım derken kendi tarzlarındaki karışıklıtan bir türlü kurtulamıyor MGMT. Kötü bir albüm değil MGMT. Ama ne yapacağını şaşırdığından ikili kendine gereğinden fazla yükleniyor. İleriyen zamanda bu kafa karışıklıklarının dinmesini umut etmekten başka bişey de kalmıyor bize.