E

mel Mathlouthi, elde olmayan nedenlerden dolayı geride kalan beş yılın ardından yeni albümü “Ensen”i yalnızca Emel adını kullanarak geçtiğimiz günlerde Partisan Records etiketiyle sonunda (!) piyasaya çıkardı.          

Emel ile röportaj yapmam geçen yıl tam da bu zamanlara denk gelmişti. Sohbetimiz Emel’in müzik kariyerinin genelini ayrıntılı bir şekilde kapsamış olsa da geçen yılki röportajı yaparken, yeni albümünü çıkarmaya çalışırken yaşadığı zorlukları ve kaygısını daha dün gibi hatırlıyorum. Emel, “Ensen” albümünü kendi sınırlarını ve benliğini aşarak, kim olduğuna dair girdiği arayışın bir sonucu olarak tarif ediyor. Bu arayış kendisiyle ilgili olmasının yanı sıra müziğiyle de ilgili. Kariyerinin başından beri şarkılarında verdiği mesajların yanı sıra müziğin içinde devrim yapan Emel, aklında ve ruhundaki müziğin izlerini takip ederek birçok ülke dolaşıp farklı prodüktörlerle birlikte “Ensen”i son haline getirdi. Bu içsel ve dışsal yolculuk sırasında şekillenen “Ensen”, üç farklı kıta; İzlanda, Fransa ve Amerika’nın da dahil olduğu yedi farklı ülkede kaydedildi.

Ensen” şimdiki bütünlüğe kavuşmadan önce, farklılık yaratan bir prodüktör bulmanın zorluğundan bahseden Emel, Sigur Rós ve Björk ile çalışmalarıyla bilinen ve yaptığı her işte özgünlük barındıran Valgeir Sigurðsson ile çalışmaya başlıyor. Valgeir’i ve yaptığı çalışmaları bilenler, Emel’in yeni şarkılarını duyduğu zaman çok açık bir şekilde onun bıraktığı izleri görebilecekler. Valgeir dışında albüme diğer büyük katkı sağlayan prodüktör ise The Knife ve Ane Brun gibi isimlerle çalışmalarıyla bilinen Johannes Berglund.

Emel, kendi sanatının değerinin bilinmesini isteyen ve dışardan gelen dayatma ve sınırlamalara karşı dimdik ayakta duran bir müzisyen. Yaptığı müziğin “dünya müziği” olarak dayatılması ve varlığının sadece “etnik kutu” içinde sınırlandırılmasını kabul etmediği için “Ensen”i, son üç yıldır yaşadığı New York’taki indie müzik piyasasında çıkarmayı diledi. Ancak indie plak şirketleri Emel’i her seferinde “dünya müziği” yapan plak şirketlerine yönlendirdi. Buna bir cevap niteliğinde ise yeni albümünü, başlattığı kitlesel fon kampanyası aracılığıyla yakınları ve dinleyicilerinin desteğiyle çıkarmaya karar verdi. O dönemden albümün çıkışına kadarki sancılı süreci bilen biri olarak söylemem gereken şey şu: Emel’in hem var olan dinleyicilerinin hem de onun yaptığı şeyleri yeni keşfedenlerin sanata ve bağımsızlığa karşı gösterdiği destek, gerçek müziğin hangi şartlar altında olursa olsun bir şekilde vücut bulup doğru yerlere ulaşacağının en büyük kanıtı.

Bu sürecin sonuna doğru yaklaşırken ise New York’un en samimi indie plak şirketlerinden biri olan Partisan Records, Emel’in yeni albümünü yayımlama isteğinde bulundu. Toplumsal fon kampanyası ile geçtiğimiz eylül ayında yayımlanması planlanan “Ensen“, Partisan Records’ ın kapsamlı özverisi ve hazırlığıyla geçtiğimiz ay raflarda yerini aldı.  

Emel, “Ensen“in lansmanını New York’un önemli performans mekanlarından biri olan Joe’s Pub’ta verdiği özel bir konserle gerçekleştirdi. O günün Emel için önemi ve heyecanından bahsetmeme gerek yok elbette ki ancak ben de hayatımda ilk defa bir albümün çıkışı için aynı heyecan içerisindeydim tüm bu geçen sürece tanık olan biri olarak. Emel’in canlı performansının her zamanki yaşanırlığı ve özgünlüğü, farklı dinleyici kitlelerini aynı çatı altında toplayan büyük bir güce sahip. Konserdeki dinleyici kitlesinin çok farklı yaş aralığını bulundurması, farklı ülkelerden, kültürlerden ve müzik zevklerinden insanları bir araya getirmesi dünyadaki renkliliğin bir bütün oluşturduğunun göstergesi. Konser boyunca Emel’in o güçlü vokali ve içten gelen ruhani figürleri mekandaki her bir dinleyiciyi göz kırpmadan Emel’i dinlemeye ve izlemeye sürükledi.

Yeni albüme yakından bakacak olursak, Emel’in kendi tarzı olan elektronik müzik ve doğu seslerinin birleşimi “Ensen”de daha başka bir boyut kazanıyor. Şarkıların içeriğinde Emel’in özünü görüyoruz yine: Dünyadaki haksızlığa, acımasızlığa ve baskıya başkaldırış. Bu başkaldırış yer yer karanlık ve hüzünlü, yer yer ise daha hareketli ve isyankar melodiler eşliğinde gerçekleşiyor.

Ensen, “Instant” ile sade ve yumuşak bir başlangıç yapıyor. Ardından gelen, albümden ilk çıkan tekli olan ve çıktığında Pitchfork tarafından “En İyi Yeni Parça” seçilen “Ensen Dhaif” ise sözlerindeki ağırlığı ve dünyanın gerçekliğini Emel’in güçlü sesi ve bizim de kendi kültürümüzde alışık olduğumuz enstrümanların zenginliğiyle kulaklarımıza sunuyor. Emel, “Ensen Dhaif”i “dünyadaki küçük bir kesim, gücün tadını çıkarsın diye tüm yükü ve mücadeleyi omuzlarında taşıyan insanlara” adıyor.

Albüm boyunca Emel’in büyüleyici sesine insanın kendini kaptırmaması ve yer yer göz yaşı dökmemesi imkansız. Kapanış şarkısı “Shkun Ena” (Ben Kimim?), yaylılarla bezeli orkestral bir müzik eşliğinde Emel’in bu albümü kaydetme süreci boyunca kendine sorduğu soruyla perdeyi kapatıyor. Ne yazık ki plak formatında yer almayan “Fi Kolli Yawmen” ise CD ve dijital platformdaki bonus şarkı. Bu şarkının albümün en sonunda yer almasının önemini dinleyince anlayacaksınız. Aktardığı duygu, ruhunuza öyle derinden dokunuyor ki size hissettirdiklerinin tarifi mümkün değil. Hani dinlediğinizde sizi başka evrenlere götüren ve uzun bir süre gerçek dünyayla bağlantınızı kesen şarkılar vardır ya, “Fi Kolli Yawmen” de onlardan biri. Şarkıdaki düzenleme, Valgeir’in dokunuşunu en açık şekilde hissedebileceğiniz, Sigur Ros’un melankolik tınılarına paralellik sunan gerçek bir İzlandalı müzik havasında.

Müzik hayatının başından beri kendine özgü tarzıyla, doğu ve batı sesleri arasında köprü kuran Emel, kendi anadilini hiçbir zaman kaybetmeden kararlı ve kesin bir şekilde şarkılarını Arapça söylemeye devam ediyor. Tam da bu şekilde, kendi değerlerini bilerek ve bunlara sahip çıkarak, karşılaştığı tüm zorluklara inat batı müzik piyasasında yer almakta kararlı Emel. Özellikle son birkaç yıldır New York’un önemli mekanlarında konser vererek farklı kitleleri kendine çeken ve hayran bırakan Emel, yeni albümüyle Partisan Records bünyesinde New York’un indie müzik sahnesinde yerini almış oldu. Bunu takiben de albümün çıkışıyla birlikte Guardian, Pitchfork, Paste, Fader ve BBC gibi dünyanın önemli gazete ve müzik dergilerinde röportajlarına yer verildi. Bundan sonra gelecek süreçte Emel’i, daha geniş kitlelere ulaşma ve icra ettiği sanatı çok daha fazla kişinin takdir ve takip etmesi bekliyor.

Yayınlanma Tarihi: 24 Şubat 2017
Label:Partisan Records

Öne Çıkan Şarkılar:

  • Ensen Dhaif
  • Layem
  • Princess Melancholy