“A”

 adlı albümüyle tam anlamıyla bir “başlangıç” yaparak kulaklarımıza 2003’te hücum eden Kaliforniya yerlisi Cass McCombs, bu yıl yeni bir albüm yerine, 11 yıllık kariyerindeki kayıtlarının arasından çıkan B-side ve rare şarkıların oluşturduğu “A Folk Set Apart” ile çıkıyor karşımıza.

Eğer 2013’te yayınladığı “Big Wheel and Others”ı dinlediyseniz, bir çok farklı türün ve formun sularında yüzmeyi seven Cass McCombs’un ne tür müzik yaptığını kestirmenin zor olduğunu da biliyorsunuzdur. McCombs’un bu toplama içinde lo-fi’den kaldırdığı tren, alt country’den psychedelia’ya, oradan da garage punk’a geçiyor, tekrarlayıcı ama ahenkli melodilerle yer yer baladlara, hatta folk ninnilerine kadar uzanan bir rota izliyor. Pavement, Dinosaur Jr. ve pek tabii Velvet Underground‘la haşır neşirseniz, buradaki yer yer gürültülü “bırak dağınık kalsın” yaklaşımına, Neil Young, Yo La Tengo ve Kurt Vile seviyorsanız da tınıların rahatlığına pek yabancılık çekmiyorsunuz.

A Folk Set Apart’ı alelade bir toplamadan farklı kılan nokta, içinde barındırdığı her şarkının farklı bir türe ve dokuya paralellik kurabilmesi ve çıtanın durmadan yükselmesi. “I Cannot Lie” ile açılan albümde, ilk başta paçalarınıza kadar tozlu lo-fi’ye batmış buluyorsunuz kendinizi, ama bu uzun sürmüyor, dalgınlığınız buram buram punk ve psychedelia kokan “A.Y.D.” ve “Oatmeal” ile birden havaya karışıyor.

Aslen 2007’de çıkan Sacred Heart EP’sinin B-side’ı olan beş dakikalık zengin ve psychedelic soslu balad “Twins” albümde en çok parlayan şarkı belki de, peşinden gelen “Minimum Wage” de çoğumuzun aşina olduğu sıkıntılara ustaca, adeta pop bir yorum getiriyor. McCombs’u bu anlamda sıradışı yapan da bu “ses gezgini” tavrıyla dinleyiciye çok farklı deneyimler yaşatabiliyor olması.

Albümdeki belki de en ilginç şarkılardan biri ise WikiLeaks davasıyla tanıdığımız, yakın zamanda ameliyat geçirerek Chelsea Manning olan Bradley Manning’e ithaf edilen aynı adlı şarkı, “Bradley Manning”.

“Three Men Sitting on a Hollow Log”, Cass McCombs‘un folk tarafının en çok ortaya çıktığı parçalardan, dinlerken kendinizi ritm tutarken bulabilir, kamp yapıp ateş başında oturmak isteyebilirsiniz. İbrenin hafiften blues’a doğru döndüğü “Catacombs Cow Cow Boogie” ise gerek derin ama zengin gitar tonlarıyla, gerek aksak ritmleriyle kulağınıza yer edecek cinsten enstrümantal bir parça. Albümü kapatan “The State Will Take Care of Me” ise, son zamanlarda belki de My Morning Jacket ve Band of Horses gibi isimlerden kulağımızı alıştırdığımız uykulu ama bir o kadar da melodik sound’un mükemmel bir örneği ve başlangıçta lo-fi ile cayır cayır yanan kulaklarımızı ustalıkla söndürüyor.

Toplam 19 şarkıdan oluşan albüm, yaklaşık 11 yıl gibi uzun bir zamana yayılan içeriği ve düzenlemesiyle akış konusunda bir nebze zayıf kalsa da, Cass McCombs‘un kendine has dünyasını tanıyan ya da yeni tanımaya başlayan herkes için inişli çıkışlı, renkli bir yolculuk vaat ediyor ve playlistlerimize bir yerlerden mutlaka sızmayı başaracak nitelikte. Ayrıca unutmadan not düşelim, albümdeki şarkıların hepsini Spotify‘dan dinlemeniz mümkün.